Hep duyarız: “Bende menisküs var”

Evet, hepimizin dizlerinde iç ve dış olmak üzere iki adet menisküs yapısı var, ancak menisküs var demek menisküs yırtığı anlamına gelmemektedir.

Bu yapılar; yüksek su ve protein içerikleri nedeniyle dizin üst ve alt kemik yüzeylerini kaplayan kıkırdak dokuları arasında yük dağılımını ve şok emilimi görevini üstlenmekte ve kusursuz diz fonksiyonu için çapraz ve yan bağlar ile birlikte çalışarak gerekli eklem stabilitesine katkı vermektedirler. Spor yaralanmaları, travmalar, romatizmal eklem hastalıkları ve yaşlanma ile ortaya çıkan metabolik süreçler sonrasında menisküsler hasarlanarak görevlerini yerine getiremez hale gelmektedirler.

Özellikle; kök kısımlarında gelişen yırtıklarda ve çapraz bağ yaralanmalarına eşlik eden kapsüle yakın ayrışmalarında erken dönemde cerrahi yöntemler ile tedavi edilmedikleri takdirde, dizdeki pürüzsüz kıkırdak yüzeyler üzerine asimetrik stres yükleri binerek halk arasında ‘kireçlenme’ diye bilinen osteoartrit hastalığı hızla gelişebilmektedir.

Beslenmesi oldukça zayıf olan bu çok önemli yapıların yırtılması durumunda dizde; ağrı, şişme, takılma, kilitlenme ve hareket kısıtlanması gelişmekte ve sonuç olarak diz normal fonksiyonel işlevini kaybetmektedir. Dolayısı ile; bu tür şikayetler mevcut olduğunda vakit kaybetmeden ortopedi uzmanına danışılmalı ve geri dönüşümsüz kıkırdak ve doku hasarı gelişmeden gerekli tedaviye başlanması önerilmektedir.